Dağılım Grafikleri Veri Bilimi için Neden Önemli?

Verilerle uğraşıyorsanız, büyük olasılıkla dağılım verileriyle sık sık ilgileneceksiniz. Gözlemleri yönlendiren temel dağılımlar hakkında iyi bir kavrayışa sahip olmak, veri bilimi iş akışınız için paha biçilmezdir.

Dağılımlar neden önemlidir?

Veri dağılımı görselleştirmenin önemli olmasının birçok nedeni var, ancak üç önemli neden olarak şunları söyleyebilirim:

  1. Verilerinizdeki hataları kolayca yakalayabilirsiniz. Belki yanlışlıkla birden fazla gözlemi dahil ettiniz, basit bir ortalama medyan özeti bunu ortaya çıkarmayabilir.
  2. Belki verilerinizde iki tane peak görüyorsunuz, ve modelleme yapıyorsanız, bu ayrı zirveleri oluşturan bir kontrol edici değişken aramanız gerektiğinin bir göstergesi olabilir.
  3. Verilerin dağılımını göstermek, verileri özet istatistiğe sıkıştırmaktan daha doğru ve gerçek bir yöntemdir.
Okumaya devam et “Dağılım Grafikleri Veri Bilimi için Neden Önemli?”

Uzayda Nasıl Bir Geleceğe Sahip Olabiliriz?

Dünya’da doğmuş olmamız, burada sonsuza kadar kalacağımız anlamına gelmiyor!

Dünyanın bizim için mükemmel bir ev olduğu tartışılmaz bir gerçek. Ama biz iyi bir ev sahibi miyiz? Bu tartışılabilir bir konu. En son evrensel ortak atadan bugün gezegene yayılmış insanlara kadar, kendimize evrimsel ince ayar yaparak çevremize uyum sağlıyoruz.

Fakat bu sonsuza kadar böyle kalmayabilir. Bol bol fosil yakıtı yakmaya devam ediyoruz ve nüfus patlaması ile çevremize zarar verip, kaynaklarımızı tüketme noktasına getiriyoruz.

Photo by Chris LeBoutillier on Unsplash
Okumaya devam et “Uzayda Nasıl Bir Geleceğe Sahip Olabiliriz?”

Dünyamızı Nasıl Kurtarabiliriz?

8 milyon ton — Her yıl okyanusa dökülen plastik atık miktarı.

1 trilyon — Her yıl dünyada kullanılan plastik poşet miktarı.

100 kilogram — İngiltere’de her yıl kişi başına düşen ortalama atık yiyecek miktarı. Yarısından fazlası yenebilecek durumda!

100,000 — Plastik atıklar sebebiyle her yıl hayatını kaybeden denizaltı memeli sayısı.

%90 — Poşet ve şişe kapakları gibi plastikleri yutan deniz kuşlarının tahmini oranı.

Photo by Dustan Woodhouse on Unsplash

Yukarıda dünyamıza verdiğimiz zararları ve bazı sonuçlarını görebilirsiniz. Durum böyle olunca dünyamızı ya kurtarmak zorundayız yada böyle devam ederek kaçınılmaz sonuçlara kendimizi hazırlamalıyız.

İnsanlar, yeryüzü biokütlesinin 10 binde birini oluşturuyor, fakat gezegenin üzerindeki etkimiz dramatik derecede orantısız. Son 250 yıl içerisinde atmosfere 400 milyar ton karbon ekledik ve bunun yaklaşık yarısını 1980’lerden sonra oluşturmaya başladık. Dünya tarihinde hiçbir organizma çevreyi , dünyamızı bu kadar çabuk değiştirmedi. Bu, sadece ürettiğimiz kirlilik miktarı da değil. İnsanlar tamamen yeni kirlilik türleri de icat ettiler.

Polieliten, kloroflorokarbonlar, organik fosfatlar ve sentetik hormonlar, insanlar onları yaratana kadar çevrede bulunmuyordu. 2007 yılında yapılan bir çalışmada, yabani somonda 24’ten fazla sentetik kimyasal ve zehir tespit edildi ve zehirli olmayan kirleticiler de aynı derecede zararlı olabilir.

Topraktan nehirlere bulaşan suni gübreler, yosunların abi büyümesine sebep olarak su yollarının tıkanmasına yol açıyor. Bunlar ölüp çürüdüğünde, bakterilerdeki dalgalanma suyu oksijensiz bırakarak balıkları öldürüyor.

Hal böyle olunca dünyamızı kurtarmak kaçınılmaz bir durum haline geliyor. Kirlenmeyi kontrol etmek tamamen bizim elimizde. 1952’de Lonra’da meydana gelen Büyük Sis, 4 gün içinde tahminen 12000 insanın ölümüne sebep verdi. 4 yıl sonra yürürlüğe giren Temiz Hava Kanunu sayesinde hava kalitesi zamanla gözle görülür bir iyileşme yaşadı.

Çöpümüz nelere dönüşebiliyor?

Kirliliği yaratan teknolojik gelişmeler, aynı zamanda onu yok etmek için de kullanabilir. İnsanların gezegeni zehirleme oranını azaltmak için, daha temiz yakıtlar, daha verimli motorlar, daha iyi geri dönüşüm ve çevresel temizleme teknolojileri geliştiriliyor. Okyanusun içinde görev yapan büyük çöp emici makinelerden tutun, mahalle geri dönüşüm planlarına kadar, dünyanın en kirli yüzyılını geride bırakmak için herkesin yapabileceği bir şeyler var.

Küresel Isınmayı Yavaşlatmak için Uygulanan Bazı Gelişmeler:

  1. Dev bir uzay aynası dünyanın ısısını 3 dereceye kadar düşürebilir.
  2. Atmosfere yoğuşacak küçük su buharı tanecikleri enjekte etmek, bulut oluşumunu tetikler. Aydınlık bulutlar güneş ışığını daha fazla yansıtarak gezegeni soğutmaya yardımcı olur.
  3. Korbondioksit (ve diğer gazlar) emen ve oksijen veren bitki örtüsü karbondioksit döngüsünde çok önemli bir lokomotiftir. Bu sebeple, yeniden ağaçlandırma projeleri başlatmak küresel ısınmayla olan savaşımızda bize çok ciddi avantaj sağlar.

KAYNAK: Turhan Can Kargın Medium Hesabı

Akıllı Şebeke nedir?

Özet – Akıllı Şebekelerin (Smart Grid) tek bir tanımının olmaması şaşırtıcı değildir. Bu yazıda, “Akıllı Şebeke nedir?” sorusunu cevaplayacağız ve bu soruyu cevaplarken farklı kuruluşlar ve yazarlar tarafından verilen tanımlara yer vereceğiz.

Giriş – Akıllı şebekeyi kısa ve öz bir şekilde tanımlamak kolay değildir. Konsept nispeten yeni ve çeşitli alternatif olarak görev bileşenler akıllı bir şebeke oluşturur. Hatta bazı yazarlar bu kavramı tanımlamanın çok zor olduğunu düşünüyor. Akıllı şebekenin farklı kuruluşlar ve yazarlar tarafından farklı şekillerde tanımlanmıştır.

https://www.eolasmagazine.ie/smart-grid-evolution/
Okumaya devam et “Akıllı Şebeke nedir?”

Veri Bilimi Rolleri ve Araçları

Veri biliminde tek bir meslek olmadığını öğrenince şaşırabilirsiniz. Genel olarak dört farklı meslek tipi vardır: Veri Mühendisi, Veri Analisti, Veri Bilimcisi ve Makine Öğrenimi Mühendisi.

Öncelikle şunu söylemeliyim ki her bir meslek grubunun veri bilimi iş akışındaki rolleri farklıdır. Bu sebeple aşağıya veri bilimi iş akışını koymak istedim.

Image for post
Veri Bilimi İş Akışı

Hadi şimdi her bir meslek grubunu inceleyelim.

Okumaya devam et “Veri Bilimi Rolleri ve Araçları”

Algoritma ve Programlama Dünyası — Diğer Operatörler ve Akış Diagramları

Karşılaştırma Operatörleri:

Programlamada iki değişken arasında büyüklük, küçüklük ve eşitlik kontrolü yapabiliriz. Bazı durumlarda akışın belirli bir kontrolün sağlanması halinde devam edilmesi istenebilir. Örneğin, klavyeden girilen iki sayının toplamı 50’den küçükse şunu yap, büyükse bunu yap diyerek bazı çıkan sonuca göre farklı işlemler uygulayabiliriz.

Karşılaştırma operatörleri; sonuç olarak 1 veya 0 olarak bir bit geri döndürürler. Buna true veya false olarak düşünebiliriz.

Image for post
Karşılaştırma Operatörleri

Hadi şimdi karşılaştırma operatörleri üzerinden bir algoritma tasarım örneği yapalım.

Okumaya devam et “Algoritma ve Programlama Dünyası — Diğer Operatörler ve Akış Diagramları”

Tek Hücreli RNA Dizileme (Single-Cell RNA Sequencing) Verilerinin Analizi

“Genetiğin dijital olduğu fikri beni büyülüyor. Bir gen, bilgisayar bilgileri gibi uzun bir kodlanmış harf dizisidir. Modern biyoloji, bilgi teknolojisinin bir dalı haline geliyor.” demiş biyolog yazar Richard

Anlatacaklarıma başlamadan önce Moleküler Biyolojinin Merkez Dogması üzerine konuşmak istiyorum. Çünkü tek hücreli RNA dizileme verilerini anlamak için önce bu konuda biraz bilgi sahibi olmak gerektiğini düşünüyorum.

Moleküler Biyolojinin Merkez Dogması nedir?

Moleküler biyolojinin temel dogması, biyolojik bir sistem içindeki genetik bilgi akışının bir açıklamasıdır. Orijinal anlamı bu olmasa da sıklıkla “DNA RNA yapar ve RNA protein yapar” şeklinde ifade edilir. İlk olarak 1957’de Francis Crick tarafından belirtildi, daha sonra 1958’de yayınlandı.

Okumaya devam et “Tek Hücreli RNA Dizileme (Single-Cell RNA Sequencing) Verilerinin Analizi”

Algoritma ve Programlama Dünyası — Temel Terimler ve Matematiksel Operatörler

Temel Programlama Terimleri:

Algoritma konusuna yaptığımız giriş ile artık problem çözümleme hakkında az çok fikir sahibi olduk. Şimdi biraz sık kullanacağımız temel terimlere göz atalım. İlerleyen bölümlerde artık bu terimleri sıklıkla kullanmaya başlayacağız.

Image for post
Photo by Pankaj Patel on Unsplash
Okumaya devam et “Algoritma ve Programlama Dünyası — Temel Terimler ve Matematiksel Operatörler”

Paralel Programlama

Çok basit bir ifadeyle, bir sorunu çözmek için birden çok kaynağın, bu durumda işlemcilerin kullanılmasıdır. Bu tür bir programlama bir sorunu alır, bir dizi küçük adıma böler ve işlemciler aynı anda çözümleri uygular. Aynı zamanda programlamayla aynı sonuçları ancak daha az zamanda ve daha verimli bir şekilde sunan bir programlama biçimidir. Dizüstü bilgisayarlar ve kişisel masaüstü bilgisayarlar gibi birçok bilgisayar, görevlerin arka planda hızla tamamlanmasını sağlamak için donanımlarında bu programlamayı kullanır.

Image for post
Okumaya devam et “Paralel Programlama”

Ne Kadar Uzağı Görebiliyoruz?

Herkese merhabalar. Bu yazımızda çıplak gözle açık havada görebileceğimiz en uzaktaki gök cismini keşfedeceğiz. Hadi başlayalım!!

Evreni incelemek için teleskoba ihtiyacınız olduğunu düşünmek normaldir ama ışık kirliliğinden uzak, karanlık bir gökyüzü gördüğünüzde, çıplak gözle evrenin en azından bizim galaksimizin, harikalarını keşfedebilirsiniz.

Her insanın görüş kabiliyeti farklıdır, hatta yaşımız ilerledikçe görüş kabiliyetimizde bir düşüş gerçekleşiyor. Ayakta durup ileriye doğru bakıyorsak; hiçbir görme kusuru olmayan sağlıklı bir göz 20 kilometre uzağı görebilme gücüne sahip. Aslında bundan daha fazlası da mümkün ama bulunduğumuz ve baktığımız yere göre değişiyor. Hava ne kadar açık ve berrak görünse de toz, su buharı ve kirlilik gibi nedenlerle oluşan zerrecikler görüş mesafesini azaltıyor.

Ayrıca gözlerimizin 20 kilometre öteyi görebilecek oluşu her seferinde o kadar uzağı görebileceğimiz anlamına gelmez. Çünkü gezegenimizin şeklinden dolayı oluşan kıvrılma etkisi bu mesafeyi daraltarak sadece ufka kadar görmemize izin veriyor. Örneğin, deniz seviyesindeysek ufuk 4,8 kilometre uzaklıkta. Dolayısıyla ufkun ardını göremeyeceğimiz için en fazla bu kadar uzağı görebiliyoruz. Ama Everest’in tepesinde olsaydık görüş mesafesi teorik olarak 339 kilometre kadar olurdu. Yine pratikte bu kadar uzağı göremeyiz çünkü havadaki zerreciklerin yanı sıra bulutlar da görüş alanımızı etkileyecektir.

Fakat bulutsuz bir gecede, deniz seviyesinden yüksekte ve görüşümüzü etkileyebilecek hiçbir ışığın olmadığı bir yerde durup gözlerimizi gökyüzüne çevirecek olsak çıplak gözle bu mesafelerin çok çok daha fazlasını görebiliriz.

Image for post
tr.wikipedia.org/wiki/Üçgen_Galaksisi (Triagulum Galaksisi)

Gece gökyüzüne baktığınızda gördüğünüz her yıldız Samanyolu’na aittir. Andromeda Galaksisi dışında görebileceğimiz objeler sadece Triagulum Galaksisi ve iki Macella Bulutudur. Bu galaksi, Dünya’dan 2,7 milyon ışık yılı uzaklıkta olan, görebileceğimiz en uzak gök cismidir. Gece gökyüzüne ne kadar çok yıldız olduğu düşünülürse, galaksimizin dışında çok fazla bir şey görmemek sizi şaşırtabilir. Ama uzayın ne kadar geniş olduğunu unutmayın. Sadece bizim galaksimizde 100 milyar yıldız olduğu düşünülüyor. Diğer galaksiler gökyüzünde görünmek için fazla uzakta ve onları incelemek için Hubble gibi büyük teleskoplar gerekiyor. Galaksimizde görebileceğimiz en uzak yıldızın, 16.000 ışık yılı uzaklıkta olan, V762 Cas olduğu düşünülüyor.

Kaynak: Medium Turhan Can Kargın